Yorgundu Yüreğim ve Ruhum

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Sürekli olarak kendinden bir parça vermekten.
Varlığınla çoğalmak varken, eksilmekten.

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Beni sevmediğini bile bile, kendimi beni sevdiğine inandırmaktan.
Sevginle coşmak varken, sevgisizliğinle sönmekten.

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Yalnız gecelerde nefessiz kalmaktan.
Varlığınla yalnızlığımı bastırmak varken, yokluğunu en derinden hissetmekten.

Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Uzun, sessiz ve uykusuz bir gecenin ardından sensiz günlerden birisine daha başlıyorum gün doğumu saatlerinde. Varlığını hissetmek isterken yokluğunla başbaşa kalmış olmanın vermiş olduğu tarif edilemez acı ve boşluk hissiyle doluydu yüreğim.

Her sabahın yeni bir günün başlangıcı olması gibi, her kopuşumuz yeni bir başlangıç olmuştu birbirimizin hayatında var oluşumuz için.

Her seferinde daha iyi olacak, daha güzel olacak umuduyla geçip giden günler koca bir hiç bırakmıştı oysa kucağıma.

Halbuki mutluluk o kadar da uzak değildi ikimize de.

Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Birbirimize gösterdiğimiz, sabır ve hoşgörüdeydi, sevgi dolu bakışlarda, minik dokunuşlarda, ufak fedakârlıklardaydı.

Neden olduğunu bilemediğim kaçışların, değişkenliklerin yüzünden, her seferinde bir başına bırakıyordun beni. Yapayalnız, kimsesiz, sensiz.

Senin için fırtınalı günlerde sığınacak bir limandım, oysa sen güneşli günde bile şemsiye açmıyordun bana.

Bense sevgine, ilgine hasret, güneş altında susuz kalmış bir çiçek gibi sana olan sevgimle dolu yüreğimde yanan aşk ateşi yüzünden kavrulup solup gidiyordum gözünün önünde.

Her yeni günün başlangıcının taşıdığı mucizeler gibi mucizeler bekliyordum her bir yeni başlangıcımızdan. İçinde sen dolu, biz dolu.

Hiç olmayacağını bildiğimiz halde genede hiç bıkmadan ettiğimiz dualar gibi, dualarıma saklıyordum seni, hakkımda hayırlısıysa diye,,.

Sen…Ben

Yaralı yüreğimin merhemi, yıkık ruhumun toparlayıcısıydın sen…

Akan gözyaşlarımı silen mendil, sevgisizlikten üşüyerek tir tir titreyen kalbimi sevginle ısıtandın sen…

Hissetmeyi unuttuğum mutluluğu ruhumda hissettiren, ruhumu coşturandın sen…

Kalbimin atışını, aldığım nefesimi anlamlandırandın sen…

Şu kirli dünyanın kalbimde kirletemeyeceği tek şeydin sen…

Gözlerimin içinin gülmesinin, ruhumdaki ışıltının gözlerimden farkedilmesinin sebebiydin sen…

Kurduğum her üç cümleden birisinin ya nesnesi, ya da öznesiydin sen…

Uykudan yeni güne gözümü açtığımda, o günün sonunda uykuya daldığımda beynimin ilk ve son meşgul olduğuydun sen…

Varlığını yaşadığım, hissettiğim anlarda gönüllü hapsolmuş bir müebbettim ben…

Ahmet Gümüştekin

Kutup Yıldızı

Her an seni özlerken özlemiyormuş gibi davranmaktı beni yoran. Yüreğimdeki varlığına rağmen yokmuşsun, seni sevmiyormuşum gibi göstermeye çalışmaktı sana karşı söylediğim en büyük yalan!

Halbuki seni aldığım her nefeste, günün her saatinde düşünüyor ve özlüyorken, sensizliğimi fotoğraflarına bakarak, sessizliğini eski mesajlarını okuyarak geçiriyordum.

Her gün defalarca elim sana mesaj atmak için telefonuma gitse de o ilk mesajı atamıyor, ilk mesajı bir an önce atman için dualar ediyordum.

Ey sevgili bilir misin, seni deliler gibi severken ve aklımdan çıkaramazken yaşamak ne kadar zor!

Hayatın sana getirdiği zorluklara ve sıkıntılara derman olabilmek için birşeyler yapmak isterken yapamamak, hiç tanımadığım, belki de ömrüm boyunca hiç görmeyeceğim insanların hayatında ufak dokunuşlarla mucizelere ve büyük mutluluklara sebebiyet verebilirken, bunu sana yapamamanın vicdani huzursuzluğu ve mutsuzluğunun ruhumda açtığı yaraları bir bilsen.

Çevremdeki kalabalık keşke yüreğimde bırakmış olduğun yalnızlık hissini yok edebilse, fakat ne mümkün!

İçimdeki yalnızlıkta kayboluyorum beynim azıcık boş kaldığında. Bu yüzden sürekli olarak düşünce fırtınalarına maruz bırakıyorum beynimi, o düşünceden bu düşünceye atlayıp sensiz geçen zamanları hazmetmeye çalışıyorum.

Seni özledikçe yüreğim ve beynim arasında kayboluyorum sevgili.

Hadi gel ve yönümü bulmamda yardımcı ol, kutup yıldızım olmaya, hayatımın pusulası olmaya gel bana…

Ahmet Gümüştekin

Denemeden Bilemezdin

Seninle birlikte yüreğime düşen aşk ateşi, geçen günler sonrasında aşk ateşinin yakıcılığından, sevgimin sıcaklığıyla içimi ısıtan bir köze dönmüştü. Dokunsam yanıyordum ama uzaktan içimi ısıtıyordu sevgim, az da olsa yüreğimdeki aşk ateşini körüklesen yeniden alev alev aşkınla yanıyordum.

Seni düşünmekten kendimi alamıyor, günümün büyük çoğunluğunda senin varlığını aklıma getirip huzur buluyordum. Varlığını hissetmek, özlediğim her an sana erişebilir olmak, yokluğunun verdiği acıyı, hasret ve özlemi bu şekilde en azından hafifletebiliyor olmakla avunmaktı yaptığım.

Seni özlerken bildiğim her şekilde özlüyorum seni. Sesini, kokunu, nefesini, sevgini hissetmeyi, sarılmanı, uyurken seni izlemeyi, bana bakışını, gözlerini, sözlerini ve daha birçok özlediğim şey var seninle ilgili.

Bütün bu özleme, acıya ve hasrete niçin dayanıyorum biliyor musun sevgili? Neden isyan etmiyorum, neden herşeye rağmen seni sevmeye devam ediyorum merak ediyorsun değil mi?

Bu sorunun yanıtı sana duygularımı açıklarken en başta verdiğim sözden dolayı sevgili. Ne demiştim o gün?

“Bense o yolda onun karşısına çıkan ya bir yol arkadaşı, ya da bir ayak bağıydım…
Kararı ne olursa olsun ona saygı duymaktı bana düşen…”

İşte bu sözler ve sana karşı hissettiğim saf sevgim bağlıyor beni.

Seni mutsuz etmektense bir ömür acı çekmeye razıyım, yeter ki sen mutlu ol.
Senin mutsuzluğunun sebebi olmaktansa, senin yokluğuna razıyım be sevgili.

Ama unutma sevgili, denemeden bilemezdin mutluluğunun benim yanımda olup olmadığını…