Büyük bir tarlanın ortasında,
Tek başına bir ayçiçeğiydi.
Tekdüze bir toplumda farklı bir kişilikti o.
Kızgın güneş üzerine vurdukça,
Sırtını güneşe dönmüş ve boynunu bükmüştü.
Toplumun üzerinde kurduğu baskılar karşısında,
Topluma küsmüş ve ondan uzaklaşmış bir kişilik gibi.
Aylık arşivler: Haziran 2000
Eski Dost
Eski dostlardı aradığım,
Eski dostluklardı bulmaya çalıştığım.
Onlardaki saflık ve temizlikti, özlemini çektiğim.
Onları bir daha bulamama korkusuydu hissettiğim.
Biliyorum
Seni düşündüğümde,
Beni düşündüğünü biliyorum.
Seni özlediğimde ,
Beni özlediğini biliyorum.
Birbirine gönülden bağlı,
Çok iyi iki dost olduğumuzu,
Artık daha iyi biliyorum.
Geri Dönüş
Garip bir hüzün kaplıyor içimi,
Geri dönüş zamanı yaklaşıyor.
Duygularımı,düşüncelerimi bırakıp geri dönüyorum.
Hayata bakış açımı değiştirerek geri dönüyorum.
İlk duygular,ilk heyecanlar geride kalıyor.
Oyunun son sahneleri oynanıyor.
Yaşanan ilk duygu yoğunlaşmaları hissedilmeye çalışılıyor,
Ama artık hiç biri ilk tadı vermiyor.
Buda gitme zamanının geldiğini gösteriyor.
Tarihin Yalnızlığı
Kendi yalnızlığımı düşünürken,
Farkettimki tek yalnız olan ben değilim.
O da yalnızdı.
O Sinop Kalesi’ydi.
Ne günler geçirmişti.
Ne insanlar görmüştü.
Ne destanlar yazılmıştı üzerine.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Destanlar yazılmıyordu onun üzerine.
Eskisi kadar duygusal bağı yoktu insanlarla
Çok kişi onu ziyarete geliyor ama az kişi onu anlamaya.
Onu hissetmeye uğraşıyordu.
Tarihin içerisinde tarihiyle yalnız kalmıştı.
O artık insanlar için bir eğlenme mekanı,
Sevgiliyle buluşma adresiydi.
O ise üzerinde olup bitenlere sadece seyirciydi.