Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Uzun, sessiz ve uykusuz bir gecenin ardından sensiz günlerden birisine daha başlıyorum gün doğumu saatlerinde. Varlığını hissetmek isterken yokluğunla başbaşa kalmış olmanın vermiş olduğu tarif edilemez acı ve boşluk hissiyle doluydu yüreğim.

Her sabahın yeni bir günün başlangıcı olması gibi, her kopuşumuz yeni bir başlangıç olmuştu birbirimizin hayatında var oluşumuz için.

Her seferinde daha iyi olacak, daha güzel olacak umuduyla geçip giden günler koca bir hiç bırakmıştı oysa kucağıma.

Halbuki mutluluk o kadar da uzak değildi ikimize de.

Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Birbirimize gösterdiğimiz, sabır ve hoşgörüdeydi, sevgi dolu bakışlarda, minik dokunuşlarda, ufak fedakârlıklardaydı.

Neden olduğunu bilemediğim kaçışların, değişkenliklerin yüzünden, her seferinde bir başına bırakıyordun beni. Yapayalnız, kimsesiz, sensiz.

Senin için fırtınalı günlerde sığınacak bir limandım, oysa sen güneşli günde bile şemsiye açmıyordun bana.

Bense sevgine, ilgine hasret, güneş altında susuz kalmış bir çiçek gibi sana olan sevgimle dolu yüreğimde yanan aşk ateşi yüzünden kavrulup solup gidiyordum gözünün önünde.

Her yeni günün başlangıcının taşıdığı mucizeler gibi mucizeler bekliyordum her bir yeni başlangıcımızdan. İçinde sen dolu, biz dolu.

Hiç olmayacağını bildiğimiz halde genede hiç bıkmadan ettiğimiz dualar gibi, dualarıma saklıyordum seni, hakkımda hayırlısıysa diye,,.

Senden Önce, Senden Sonra

Bu sabah gündoğumunun sessizliği ve yüreğimin çığlıkları arasında düşünüyorum yaşadıklarımı ve yaşadıklarımızı. Senden öncesi ve senden sonrası diye ikiye ayırıyorum hayatımı.

Senden öncesinde yalnızlığına alışmış, eksik ama mutlu, umutlu bir yaşam sürerken ufacık şeylerden zevk alır, dünyaya daha bir huzurla bakardım.

Senden sonraysa varlığını hissedemediğim anlarda yalnızlık duygusu bir karabasan gibi göğsüme oturmakta. Kendimi senin varlığınla tam hissetmem gerekirken hep eksik, hep yarım hissediyorum. Mutluluklarım mutsuzluklarım, umutlarım umutsuzluklarım olmuş tüm benliğimi işgal etmiş. Ufak şeylerden bile zevk alabilirken artık hiçbirşeyden zevk alamaz hale gelmişim haberim bile yok. Hayatımda kurmak için büyük çaba harcadığım huzur dengesi bozulmuş huzursuz, huysuz, çekilmez birisi olmuşum.

Neden böyle oldu diye sordukça kendime bulabildiğim tek yanıt var oda sen!

Bana umut ve mutluluk kaynağı olman gerekirken beni, hayat enerjimi sömüren, onunla beslenen birisi olup çıkmıştın. Bencilce davranışların, kendinden başkasını yok sayışların, benim için ufacık dahi olsa fedakârlıkta bulunmayışlarındı beni bu hale getiren, beni benden götüren!