Yorgundu Yüreğim ve Ruhum

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Sürekli olarak kendinden bir parça vermekten.
Varlığınla çoğalmak varken, eksilmekten.

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Beni sevmediğini bile bile, kendimi beni sevdiğine inandırmaktan.
Sevginle coşmak varken, sevgisizliğinle sönmekten.

Yorgundu yüreğim ve ruhum.
Yalnız gecelerde nefessiz kalmaktan.
Varlığınla yalnızlığımı bastırmak varken, yokluğunu en derinden hissetmekten.

İnanmak İsterdim

İnanmak isterdim sendeki ben’in varlığına, fakat hiç inancım kalmamıştı artık. Sever gibi yapıp sevmeyişin, özler gibi yapıp özlemeyişin her geçen gün sana olan inancımın yitip gitmesine neden olmuştu.

Bir dirhem mutluluk arayışım, okkalarca acı olarak ruhumu yaralıyor, yüreğim damla damla kanıyor, hissettiğim acı ve mutsuzluk bütün yaşam enerjimi alıyordu. Sensizliğin karanlığı koyu bir zifir karanlığı gibi üzerime çöküyor, ruhumun dehlizlerinde kaybolup gidiyordum. O karanlık, labirent gibi karmakarışık dehlizlerde çıkışı ararken sağa sola çarpıyor daha fazla yaralanıyor, kanıyordum.

Ne bir umudum, ne de bir beklentim kalmıştı artık senden. Sadece zaman hızlıca aksın çektiğim acı ve yalnızlık hissine yeniden alışayım istiyordum.

Artık emindim, yalnızlık benim ruhumla bütünleşmiş, benden ayrılmak istemiyordu. Bu yüzdendi bana seni bu kadar çok sevdirmesinin nedeni, canımı bu kadar yakmasının sebebi. Bir daha bir başkasını sevmeyeyim, cesaret edemeyeyim istiyordu yalnızlık. Ve bunu da başarıyordu.

Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Uzun, sessiz ve uykusuz bir gecenin ardından sensiz günlerden birisine daha başlıyorum gün doğumu saatlerinde. Varlığını hissetmek isterken yokluğunla başbaşa kalmış olmanın vermiş olduğu tarif edilemez acı ve boşluk hissiyle doluydu yüreğim.

Her sabahın yeni bir günün başlangıcı olması gibi, her kopuşumuz yeni bir başlangıç olmuştu birbirimizin hayatında var oluşumuz için.

Her seferinde daha iyi olacak, daha güzel olacak umuduyla geçip giden günler koca bir hiç bırakmıştı oysa kucağıma.

Halbuki mutluluk o kadar da uzak değildi ikimize de.

Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…

Birbirimize gösterdiğimiz, sabır ve hoşgörüdeydi, sevgi dolu bakışlarda, minik dokunuşlarda, ufak fedakârlıklardaydı.

Neden olduğunu bilemediğim kaçışların, değişkenliklerin yüzünden, her seferinde bir başına bırakıyordun beni. Yapayalnız, kimsesiz, sensiz.

Senin için fırtınalı günlerde sığınacak bir limandım, oysa sen güneşli günde bile şemsiye açmıyordun bana.

Bense sevgine, ilgine hasret, güneş altında susuz kalmış bir çiçek gibi sana olan sevgimle dolu yüreğimde yanan aşk ateşi yüzünden kavrulup solup gidiyordum gözünün önünde.

Her yeni günün başlangıcının taşıdığı mucizeler gibi mucizeler bekliyordum her bir yeni başlangıcımızdan. İçinde sen dolu, biz dolu.

Hiç olmayacağını bildiğimiz halde genede hiç bıkmadan ettiğimiz dualar gibi, dualarıma saklıyordum seni, hakkımda hayırlısıysa diye,,.