Uzun, sessiz ve uykusuz bir gecenin ardından sensiz günlerden birisine daha başlıyorum gün doğumu saatlerinde. Varlığını hissetmek isterken yokluğunla başbaşa kalmış olmanın vermiş olduğu tarif edilemez acı ve boşluk hissiyle doluydu yüreğim.
Her sabahın yeni bir günün başlangıcı olması gibi, her kopuşumuz yeni bir başlangıç olmuştu birbirimizin hayatında var oluşumuz için.
Her seferinde daha iyi olacak, daha güzel olacak umuduyla geçip giden günler koca bir hiç bırakmıştı oysa kucağıma.
Halbuki mutluluk o kadar da uzak değildi ikimize de.
Mutluluk ikimizdeydi, içimizdeydi…
Birbirimize gösterdiğimiz, sabır ve hoşgörüdeydi, sevgi dolu bakışlarda, minik dokunuşlarda, ufak fedakârlıklardaydı.
Neden olduğunu bilemediğim kaçışların, değişkenliklerin yüzünden, her seferinde bir başına bırakıyordun beni. Yapayalnız, kimsesiz, sensiz.
Senin için fırtınalı günlerde sığınacak bir limandım, oysa sen güneşli günde bile şemsiye açmıyordun bana.
Bense sevgine, ilgine hasret, güneş altında susuz kalmış bir çiçek gibi sana olan sevgimle dolu yüreğimde yanan aşk ateşi yüzünden kavrulup solup gidiyordum gözünün önünde.
Her yeni günün başlangıcının taşıdığı mucizeler gibi mucizeler bekliyordum her bir yeni başlangıcımızdan. İçinde sen dolu, biz dolu.
Hiç olmayacağını bildiğimiz halde genede hiç bıkmadan ettiğimiz dualar gibi, dualarıma saklıyordum seni, hakkımda hayırlısıysa diye,,.