Samsun ve Ben

Samsun’a yerleşeli ve liseyi bitireli 22 yıl olmuş. Daha dün gibi geliyor o yıllar…

Ömrümün yarısından fazlası bu güzel şehirde geçti. Acılarım, mutluluklarım ve hüzünlerim hepsi şehrin dört bir yanına dağılmış durumda…

Cumhuriyet Meydanı’nda sabaha karşı oturup şehrin sessizliğini dinlediğim, sabah ezanından önce kalkıp gazete dağıttığım, konservatuvarda hocalara karşı yaptğım eylemler…

Babamdan zorla izin kopartıp gittiğim oyun provaları, sanat sokağında geçirdiğim 19 mayıs şenlikleri, vali konağının bahçesindeki köprüye oturup ağladığım an, Atakum sahiline ve Lozan Parkına konservatuvardan arkadaşlarla geldiğim ilk gün…

Gazi Belediyesi Kültür Merkezinin Lise caddesindeki eski yerinde Lions Kütüphanesinde geçirdiğim günler, Küçük Ev isimli dönercide yediğim dürüm-ayranlar, atakumun yıkılan iskelesinde izlediğim gün doğumları, eğitim fakültesinin hemen arkasında olan kayalıklarda balık tutarken denize düştüğüm an gibi aklıma gelmeyen bir çok an ve anı….

Ve bütün bunların hepsinin bileşkesi bugünkü ben!!!

Geçmişte belki hatalar da yapmış olabilirim, fakat o hatalarım ve doğrularım olmasa nasıl insan olabilirdim ki?

Kekremsi

Gecenin sessizliğini bozuyordu Karadeniz’in dalga sesleri,
ayışığıysa içindeki karanlık yalnızlığı aydınlatıyordu esas oğlanın…

Gece hiç bitmeyecek gibiydi, zaman durmuş bütün eski anılar bir bir canlanmıştı…

Bir ömürboyu birlikte olmak için sözler verilen hiçkimse kalmamıştı çevresinde.
Verilen bütün sözler unutulmuş, kurulan bütün hayaller buhar olmuştu…

Kaybolup giden hayallerden ve sevdalardan geriye ekşi yoğurt misali kekremsi bir tat kalmıştı hayatında…

Oysa bütün bunları hiç sorun etmiyordu.
Hayatında tek bir ideali vardı artık.
O da insanlara faydalı olabilmek, geride kalıcı eserler bırakabilmekti…

Hiç kimseden takdir beklemiyor, sadece insanlara bir faydasının olduğunu görmek istiyordu.
Bu artık onun kendisini mutlu etme yöntemiydi….

İnsanların hayatına yaptığı ufak dokunuşların onların üzerinde yaptığı değişiklikleri görmek ona tarif edilemez bir haz veriyordu.
Bu hazzın tadını almıştı bir kere artık başka hiçbir şey onu bu kadar mutlu edemezdi.