Kekremsi

Gecenin sessizliğini bozuyordu Karadeniz’in dalga sesleri,
ayışığıysa içindeki karanlık yalnızlığı aydınlatıyordu esas oğlanın…

Gece hiç bitmeyecek gibiydi, zaman durmuş bütün eski anılar bir bir canlanmıştı…

Bir ömürboyu birlikte olmak için sözler verilen hiçkimse kalmamıştı çevresinde.
Verilen bütün sözler unutulmuş, kurulan bütün hayaller buhar olmuştu…

Kaybolup giden hayallerden ve sevdalardan geriye ekşi yoğurt misali kekremsi bir tat kalmıştı hayatında…

Oysa bütün bunları hiç sorun etmiyordu.
Hayatında tek bir ideali vardı artık.
O da insanlara faydalı olabilmek, geride kalıcı eserler bırakabilmekti…

Hiç kimseden takdir beklemiyor, sadece insanlara bir faydasının olduğunu görmek istiyordu.
Bu artık onun kendisini mutlu etme yöntemiydi….

İnsanların hayatına yaptığı ufak dokunuşların onların üzerinde yaptığı değişiklikleri görmek ona tarif edilemez bir haz veriyordu.
Bu hazzın tadını almıştı bir kere artık başka hiçbir şey onu bu kadar mutlu edemezdi.