Sahra Çölü’nün ortasında
kaybolmuş bir bedevi gibi amaçsız,
yapayalnız dolanırken
karşıma çıkan bir vaha gibiydi varlığın.
Ah bir de gördüğümün bir serap olduğunu farketmek olmasa!
Sahra Çölü’nün ortasında
kaybolmuş bir bedevi gibi amaçsız,
yapayalnız dolanırken
karşıma çıkan bir vaha gibiydi varlığın.
Ah bir de gördüğümün bir serap olduğunu farketmek olmasa!
Sessizliğim sensizliğimden değil, kalbimdeki o büyük yaranın verdiği acıdan.
Konuşmaya bile takatim kalmadı artık.
Varlığına tam alıştım derken seni kaybetmiş olmanın acısı canımı öyle derinden acıtıyor ki kelimelerle anlatamıyorum içimdeki acıyı.
Artık tekrar bir araya gelsek bile olmayacağını olamayacağını bildiğim için dur diyemedim, demedim sana.
Gittin hem de hiç arkana bile bakmadan.
Bense geride kaldım her zaman olduğu gibi…
Anılarla, yaşanmışlıklarla ve de acılarla.
Bütün şehirde senli anılarla birlikte bi başıma düşüncelerimle başbaşayım.
Birlikte yürüdüğümüz, oturduğumuz, eğlendiğimiz, sevindiğimiz, güldüğümüz, hüzünlendiğimiz yerlerden geçtikçe vücudumdaki her bir tüy tanesi cımbızla çekiliyormuş gibi canım acıyor.
Bakışlarım donuklaşıyor, huzursuzlanıyorum.
Biliyorum zaman herşeyin ilacı olacak fakat canımın acısı dinmeyecek.
Sadece o acıya alışacağım, onunla yaşamayı öğreneceğim.
Sessizliğimde kaybolup gidecek acılarım…
Seni seviyorum dediklerim hayatımda artık yoksa,
Bunun sebebi onları sevmiş olmamsa!
Senin bir ömür hayatımda var olman için,
Seni bir ömür boyu sevmeyeceğim!
Ahmet Gümüştekin