Tarihin Yalnızlığı

Kendi yalnızlığımı düşünürken,
Farkettimki tek yalnız olan ben değilim.
O da yalnızdı.
O Sinop Kalesi’ydi.
Ne günler geçirmişti.
Ne insanlar görmüştü.
Ne destanlar yazılmıştı üzerine.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Destanlar yazılmıyordu onun üzerine.
Eskisi kadar duygusal bağı yoktu insanlarla
Çok kişi onu ziyarete geliyor ama az kişi onu anlamaya.
Onu hissetmeye uğraşıyordu.
Tarihin içerisinde tarihiyle yalnız kalmıştı.
O artık insanlar için bir eğlenme mekanı,
Sevgiliyle buluşma adresiydi.
O ise üzerinde olup bitenlere sadece seyirciydi.

Mert

Mert’ti onun adı.
Yaşantısı sular üstünde geçmişti.
O gün bir farklıydı Mert,
Sanki gitmek istiyordu.
Bırakın beni diyordu.
Rüzgar ve dalgalar üzerine vurdukça,
Bir o yana bir bu yana savruluyordu.
Ama gidemiyordu.
Bir şey tutuyordu onu,
Demirlere bağlanmış bir halattı onu tutan.
Tıpkı bizleri hayata bağlayan arkadaşlıklar, dostluklar gibi.
Onun gitmesine izin vermiyordu.