Gökyüzü bir battaniye gibi örtüyor üstümü,
bense hep üşüyorum tek başına battaniyenin altında…
Kekremsi
Gecenin sessizliğini bozuyordu Karadeniz’in dalga sesleri,
ayışığıysa içindeki karanlık yalnızlığı aydınlatıyordu esas oğlanın…
Gece hiç bitmeyecek gibiydi, zaman durmuş bütün eski anılar bir bir canlanmıştı…
Bir ömürboyu birlikte olmak için sözler verilen hiçkimse kalmamıştı çevresinde.
Verilen bütün sözler unutulmuş, kurulan bütün hayaller buhar olmuştu…
Kaybolup giden hayallerden ve sevdalardan geriye ekşi yoğurt misali kekremsi bir tat kalmıştı hayatında…
Oysa bütün bunları hiç sorun etmiyordu.
Hayatında tek bir ideali vardı artık.
O da insanlara faydalı olabilmek, geride kalıcı eserler bırakabilmekti…
Hiç kimseden takdir beklemiyor, sadece insanlara bir faydasının olduğunu görmek istiyordu.
Bu artık onun kendisini mutlu etme yöntemiydi….
İnsanların hayatına yaptığı ufak dokunuşların onların üzerinde yaptığı değişiklikleri görmek ona tarif edilemez bir haz veriyordu.
Bu hazzın tadını almıştı bir kere artık başka hiçbir şey onu bu kadar mutlu edemezdi.
Her Gidişinde
Her gidişinde
Bir parçamı götürüyordun.
Sen gittikçe sonunda,
Ne sen, ne de ben kaldım!
Sahra
Sahra Çölü’nün ortasında
kaybolmuş bir bedevi gibi amaçsız,
yapayalnız dolanırken
karşıma çıkan bir vaha gibiydi varlığın.
Ah bir de gördüğümün bir serap olduğunu farketmek olmasa!
Sessizliğim
Sessizliğim sensizliğimden değil, kalbimdeki o büyük yaranın verdiği acıdan.
Konuşmaya bile takatim kalmadı artık.
Varlığına tam alıştım derken seni kaybetmiş olmanın acısı canımı öyle derinden acıtıyor ki kelimelerle anlatamıyorum içimdeki acıyı.
Artık tekrar bir araya gelsek bile olmayacağını olamayacağını bildiğim için dur diyemedim, demedim sana.
Gittin hem de hiç arkana bile bakmadan.
Bense geride kaldım her zaman olduğu gibi…
Anılarla, yaşanmışlıklarla ve de acılarla.
Bütün şehirde senli anılarla birlikte bi başıma düşüncelerimle başbaşayım.
Birlikte yürüdüğümüz, oturduğumuz, eğlendiğimiz, sevindiğimiz, güldüğümüz, hüzünlendiğimiz yerlerden geçtikçe vücudumdaki her bir tüy tanesi cımbızla çekiliyormuş gibi canım acıyor.
Bakışlarım donuklaşıyor, huzursuzlanıyorum.
Biliyorum zaman herşeyin ilacı olacak fakat canımın acısı dinmeyecek.
Sadece o acıya alışacağım, onunla yaşamayı öğreneceğim.
Sessizliğimde kaybolup gidecek acılarım…