Otobüsten indiğinde hiçkimse kalmamıştı ortalıklarda. Saat gece yarısını birkaç dakika geçmişti.
Uzun yıllar sonrasında yeniden dönüyordu, çocukluğunun ve hayatının en güzel günlerinin geçtiği, hayallerinde görüntüsü yavaş yavaş puslananan şehre. Farklı bir heyecan hissediyordu içerisinde. Yıllardır hasretini çektiği, tekrar geri dönebilmeyi hayal ettiği şehre gelmişti sonunda.
Karanlık bütün ağırlığıyla şehrin üzerine çökmüş, şehrin ışıklarıysa bir kadının mücevherleri gibi pırıl pırıl parıldıyordu. Şehrin bu ışıltılı karanlığı öyle güzel görünüyordu ki gözüne; yıllar sonra tekrar görebildiği bu güzellik karşısındaki mutluluğu yüzüne yansıyordu. Gözlerindeki hayata karşı o yorgun ve bezgin bakış gitmiş yerine şehrin ışıkları gibi ışıl ışıl parıldayan, etrafına mutluluk saçan bakışlar gelmişti.
Aklına şehirden ayrıldığı gün ve sonrasında yaşadıkları geldi. Yıllar önce üniversiteye gitmek için ayrılmıştı bu çok sevdiği şehirden. Daha sonra yurtdışında yüksek lisans, doktora derken, yüksek lisans sırasında tanıştığı Kanada’lı bir bayanla evlenmişti. Onu çok sevmişti, onunla kendisini çok mutlu hissediyordu. Fakat bu mutluluğu çok uzun sürmedi. Evlilikleri 2 yıl kadar sürdü. Sonrasında kendisini işlerine vermişti. Uluslararası bir şirkette çalışıyordu. Görevi gereği her altı ayda bir, bir başka ülkedeki şirket ofisine gidip orada çalışıyordu.
En güzel günlerinin geçtiği bu şehirden ayrılalı tam 15 yıl geçmişti. Aradan geçen bu on beş yıl sonrasında hem ülkesine hem de gözünde tüten bu güzel şehre ilk defa gelebilmişti.
Geçen bunca seneden sonra ailesinden geriye hiçkimse kalmamıştı. Onu bu şehirde bekleyen hiçkimse yoktu artık. Aradan geçen uzun zaman sonrasında eski arkadaşlarından kaçını bulabileceğini bile bilmiyordu.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen bu şirin şehre dönebilmiş olmanın verdiği büyük mutluluk ve huzur tüm benliğini kaplıyordu.
Hemen bir taksi çevirdi. Yanında getirdiği bir tek çantasından başka bir şey yoktu elinde. Yola çıkmadan önce bütün eşyalarını kargoya vermiş ve yanına birkaç parça kıyafetini almıştı sadece. Seyahat etmeye alışkın olduğu için her seferinde böyle yapıyordu. Önce eşyalarını hazırlayıp kargoya veriyor kendisi de kıyafetlerini alıp gideceği yere gidiyordu. Kalacak yerini ayarladıktan sonraysa kargodan eşyalarını alıyordu.
Taksinin koltuğuna oturmasıyla. Yüzündeki mutluluk ifadesi bir anda dondu ve yavaşça şaşkınlığa döndü. Çünkü koltuktan vücuduna doğru bir ıslaklığın yayılmakta olduğunu hissetmeye başlamıştı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda uykusundan uyandı. Vücudunu saran ıslaklığın uyurken altına kaçırdığı için olduğunu, bütün hissettiği o gerçekçi duygularınsa sadece bir rüya olduğunu fark etti.
Aynanın karşısına geçip kendisine uzun uzun baktı. Daha 18 yaşındaydı ve üniversite sınavlarına girmesine 2 gün kaldığını anımsarken, kafasındaysa görmüş olduğu rüyanın gerçek olup olmadığını halen sorguluyordu!