Sessizliğim

Sessizliğim sensizliğimden değil, kalbimdeki o büyük yaranın verdiği acıdan.
Konuşmaya bile takatim kalmadı artık.

Varlığına tam alıştım derken seni kaybetmiş olmanın acısı canımı öyle derinden acıtıyor ki kelimelerle anlatamıyorum içimdeki acıyı.

Artık tekrar bir araya gelsek bile olmayacağını olamayacağını bildiğim için dur diyemedim, demedim sana.
Gittin hem de hiç arkana bile bakmadan.
Bense geride kaldım her zaman olduğu gibi…
Anılarla, yaşanmışlıklarla ve de acılarla.

Bütün şehirde senli anılarla birlikte bi başıma düşüncelerimle başbaşayım.

Birlikte yürüdüğümüz, oturduğumuz, eğlendiğimiz, sevindiğimiz, güldüğümüz, hüzünlendiğimiz yerlerden geçtikçe vücudumdaki her bir tüy tanesi cımbızla çekiliyormuş gibi canım acıyor.

Bakışlarım donuklaşıyor, huzursuzlanıyorum.

Biliyorum zaman herşeyin ilacı olacak fakat canımın acısı dinmeyecek.
Sadece o acıya alışacağım, onunla yaşamayı öğreneceğim.

Sessizliğimde kaybolup gidecek acılarım…

Haymatlosum Sayende

Senin mışıl mışıl uyuduğun, benimse uykusuz kaldığım gecelerin sabah saatlerindeyim. Seni kendimden ayıramazken düşüncelerimde düşlerimde, beni yanına bile yakıştıramadığın düşüncelerin, düşlerin sayesinde kendimi değersiz hissettiğim anlardayım!

Konu sen olunca, kendime verdiğim fakat tutamadığım sözlerime duyduğum kızgınlık ve kendime duyduğum öfke büyüyor böyle gecelerde.

Yüreğimdeki ve beynimdeki varlığını unutamamak, senden vazgeçememek, her vazgeçemeyişimde kendimden, kişiliğimden bir parçanın acıyla kopuşunu hissetmek, bu şekilde kendimdeki değişimi yaşamak öyle acı ve zor ki.

Sensizliği hayal bile edemezken varlığında, yokluğunu ve sensizliği tüm hücrelerimde hissetmekti ruhumu yaralayan, acılar içinde kıvranmama neden olan.

Hayatında bir yerim olsun isterken, yersiz yurtsuz kalmış bir haymatlosum sayende.

Hiçbir yere ait olmayan, hiç kimsenin varlığını kabul etmediği fakat varlığını da inkâr edemediği birisiydim, aynı yaşadıklarımız gibi…

Ahmet Gümüştekin