Kabuk

Bir çocuğun kabuk bağlamış yaralarıyla oynaması gibi oynuyordun kanayan yüreğimi bağlayan kabuklarla…

Tam sensizliğe alıştım derken, gelip kabuğumla oynayıp,  yüreğimi kanatıp gidiyordun. Büyük bir zevk alıyordun bana acı çektirmekten. Ama artık buna izin vermeyeceğim, geliş gidişlerinle canımı acıtmana, kabuğumla oynamana…

Her geliş gidişinde, beni yerle bir edişinde, senden sonra dağılan ruhumu toparlama çabalarımda değiştim sayende! Sensizlikte değiştim, sensizliğe alıştım. Artık istemiyorum seni de, hastalıklı sevgini de.

Ben sensiz seni daha güzel seviyorum, canımı yakmadan, değerini ve değerimi düşürmeden. Bu yüzden dokunma bana ve kabuğuma sevgili!

Sal beni, sessizliğimde ve sensizliğimde sevmeye devam edeyim seni…

Ahmet Gümüştekin