Denemeden Bilemezdin

Seninle birlikte yüreğime düşen aşk ateşi, geçen günler sonrasında aşk ateşinin yakıcılığından, sevgimin sıcaklığıyla içimi ısıtan bir köze dönmüştü. Dokunsam yanıyordum ama uzaktan içimi ısıtıyordu sevgim, az da olsa yüreğimdeki aşk ateşini körüklesen yeniden alev alev aşkınla yanıyordum.

Seni düşünmekten kendimi alamıyor, günümün büyük çoğunluğunda senin varlığını aklıma getirip huzur buluyordum. Varlığını hissetmek, özlediğim her an sana erişebilir olmak, yokluğunun verdiği acıyı, hasret ve özlemi bu şekilde en azından hafifletebiliyor olmakla avunmaktı yaptığım.

Seni özlerken bildiğim her şekilde özlüyorum seni. Sesini, kokunu, nefesini, sevgini hissetmeyi, sarılmanı, uyurken seni izlemeyi, bana bakışını, gözlerini, sözlerini ve daha birçok özlediğim şey var seninle ilgili.

Bütün bu özleme, acıya ve hasrete niçin dayanıyorum biliyor musun sevgili? Neden isyan etmiyorum, neden herşeye rağmen seni sevmeye devam ediyorum merak ediyorsun değil mi?

Bu sorunun yanıtı sana duygularımı açıklarken en başta verdiğim sözden dolayı sevgili. Ne demiştim o gün?

“Bense o yolda onun karşısına çıkan ya bir yol arkadaşı, ya da bir ayak bağıydım…
Kararı ne olursa olsun ona saygı duymaktı bana düşen…”

İşte bu sözler ve sana karşı hissettiğim saf sevgim bağlıyor beni.

Seni mutsuz etmektense bir ömür acı çekmeye razıyım, yeter ki sen mutlu ol.
Senin mutsuzluğunun sebebi olmaktansa, senin yokluğuna razıyım be sevgili.

Ama unutma sevgili, denemeden bilemezdin mutluluğunun benim yanımda olup olmadığını…

Biz Böyle Öğrendik Sevmeyi

Sevdiğini el fenerinden yaptığı kalple okul çıkışlarında evine bırakan çocuklardık biz, aşkımızın ışığı aydınlatırdı sevdiğimizi ve onun yolunu. Böylece aşkımız ışık oldu ömrümüz boyunca yolumuza.

Ufak ve isimsiz notlarla sevdiğimize iltifatlar eder, veremediğimiz çiçekleri ortasına isminin ilk harflerini yazdığımız ufak kartlara çizer, teneffüslerde defter ve kitaplarının arasına gizlice koyardık. Seni seviyorum diyemez ama sevdiğimizi hissettirirdik. Aynı bugün olduğu gibi!

Sevmek kutsaldı, kirletilmemeliydi bizim için, saf kalmalıydı. Bu yüzden yüreğimizi hep ilk günkü gibi temiz tuttuk, saf ve temiz sevdik. Sevdikçe çocuklaştık, içimizdeki çocuğu dışarı çıkarttık. Bir çocuğun saflığıyla baktık sevdiğimize, çıkarsız, beklentisiz.

Biz böyle öğrendik sevmeyi!