Sevdiğini el fenerinden yaptığı kalple okul çıkışlarında evine bırakan çocuklardık biz, aşkımızın ışığı aydınlatırdı sevdiğimizi ve onun yolunu. Böylece aşkımız ışık oldu ömrümüz boyunca yolumuza.
Ufak ve isimsiz notlarla sevdiğimize iltifatlar eder, veremediğimiz çiçekleri ortasına isminin ilk harflerini yazdığımız ufak kartlara çizer, teneffüslerde defter ve kitaplarının arasına gizlice koyardık. Seni seviyorum diyemez ama sevdiğimizi hissettirirdik. Aynı bugün olduğu gibi!
Sevmek kutsaldı, kirletilmemeliydi bizim için, saf kalmalıydı. Bu yüzden yüreğimizi hep ilk günkü gibi temiz tuttuk, saf ve temiz sevdik. Sevdikçe çocuklaştık, içimizdeki çocuğu dışarı çıkarttık. Bir çocuğun saflığıyla baktık sevdiğimize, çıkarsız, beklentisiz.
Biz böyle öğrendik sevmeyi!