Ey gönül öyle yorgunum ki,
Bu dünyanın yükünü bi başıma sırtlamaktan!
Niçin olduğunu bile bilmediğim koşuşturmaların peşinde,
Yitip giden günlerim ardımda,
Adım adım yaklaşıyor apansız bir ölüm.
Ey gönül öyle yorgunum ki,
Bu dünyanın yükünü bi başıma sırtlamaktan!
Niçin olduğunu bile bilmediğim koşuşturmaların peşinde,
Yitip giden günlerim ardımda,
Adım adım yaklaşıyor apansız bir ölüm.
Bir şehir uyanıyor,
Orta yaşlı bir kadının sabah makyajını yapması gibi,
Yavaş yavaş hazırlanıyor yeni güne.
Önce kapı önleri süpürülüyor,
Mallar ve masalar kapı önüne konuyor.
Yetişme telaşıyla insanlar evlerinden çıkıyor.
Ve yeni gün gene başlıyor,
Bir önceki günün tekrarıymışçasına.
Hiç bitmeyecekmişçesine…
Üşüyorum,
Gecenin ayazında kalmış gibi,
Sensizlikte!
Yapayalnız bir ruh gibi kalmışım,
Yaşamakla ölmek arasında.
Ölsem cehennem,
Kalsam cehennem.
Sevgindi beni hayata döndüren,
Sensizlikti içimdeki yaşam ateşini söndüren!
İlk günkü gibi
Nedenleri, nasılları sorgulamadan
sevdim seni!
Nefes alır gibi,
Her gün daha fazla,
Daha doyumsuzca.
Sensiz yaşayamazcasına…
Ah bu geceler hiç gelmese,
Sensizlik üzerime bu kadar çökmese.
Günler umut getirirken,
Geceler umutlarımı götürmese.