Yokluğunda,
En kolayıydı
Ölmek,
En zoruysa,
Yaşamak ve unutamamaktı!
Yokluğunda,
En kolayıydı
Ölmek,
En zoruysa,
Yaşamak ve unutamamaktı!
Sevdiğini el fenerinden yaptığı kalple okul çıkışlarında evine bırakan çocuklardık biz, aşkımızın ışığı aydınlatırdı sevdiğimizi ve onun yolunu. Böylece aşkımız ışık oldu ömrümüz boyunca yolumuza.
Ufak ve isimsiz notlarla sevdiğimize iltifatlar eder, veremediğimiz çiçekleri ortasına isminin ilk harflerini yazdığımız ufak kartlara çizer, teneffüslerde defter ve kitaplarının arasına gizlice koyardık. Seni seviyorum diyemez ama sevdiğimizi hissettirirdik. Aynı bugün olduğu gibi!
Sevmek kutsaldı, kirletilmemeliydi bizim için, saf kalmalıydı. Bu yüzden yüreğimizi hep ilk günkü gibi temiz tuttuk, saf ve temiz sevdik. Sevdikçe çocuklaştık, içimizdeki çocuğu dışarı çıkarttık. Bir çocuğun saflığıyla baktık sevdiğimize, çıkarsız, beklentisiz.
Biz böyle öğrendik sevmeyi!
Herşey gidiyordu aklımdan,
Bir sen gitmiyordun.
Özledikçe hasretin büyüyordu içimde.
Gülümseyen gözlerin tam karşımdaydı,
Kokunsa burnumda.
İçime çektikçe kokunu,
Titriyordu yüreğim.
Yanıbaşımdaymışsın gibi,
Ama benden uzakta!
Ne halim kaldı,
Ne de hayalim.
Sevmek bir vazgeçişti senden.
Özlemekse kabullenmekti sensizliği.
Net olmalı insan,
Severken de,
Yaşarken de!
Dupduru olmalı yüreği,
İçi dışı bir,
Sözleri samimi ve içten!