Seni Sensiz Bile Sevebilmeyi Öğrettin Bana

Yeni bir güne daha başlıyorum seni düşünerek. Gözlerinin güzelliği ve o sen kokan kokun burnumun içinden girip sızlatıyor yüreğimi. Saatlerce senin karşında oturup seni izlediğim anlar geliyor aklıma. Beynime kazıdığım görüntün aklımdan çıkmıyor.

Her yeni günde seni daha çok seviyor ve daha çok özlüyorum. İnsan ulaşılamayanı daha çok sever ve arzularmış ya benimki de o hesap. Senden ayrı kaldıkça sana daha fazla bağlanıyorum. Saniyeler içinde sana erişebilecekken bunu yapamıyor olmak, beni sana karşı savunmasız kılıyor. Oradasın ama değilsin, varsın ama yoksun. Garip bir paradoksun içerisindeyiz.

Sana karşı olan coşkulu aşkım her geçen gün kabaran bir nehir gibi çağlıyor yüreğimde. Yüreğime sığmıyor bu aşk artık. Yüreğimdekiler şiirler ve yazılar olarak dışarı taşıyor. Seninle ilk tanıştığım günden bu yana derinliği artan bir aşktı bu yaşadığım. Artık aşkımı hiçbirşey durduramıyor. Kendimi frenlemeye çalışsam bile, seni sevmekten, seni düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.

Mutluyum senin yüreğimdeki varlığından, yüreğimin kıpır kıpır olmasından. Her yeni gün, daha bir anlamlı senin varlığınla. Müzikler daha bir duygulu, renkler daha bir canlı. Hayat var senin sevginin yüreğimdeki varoluşunda.

Canım acısa bile cismen yokluğunda, yüreğimdeki varlığın bile yetiyor seni seviyor olmama.

Seni sensiz bile sevebilmeyi öğrettin bana!

Ürkek Bakışlar

Yüreğindeki yaraları, yalnızlığı seni tanıdıkça daha iyi görüyorum. Ürkek bakışlarında hissediyorum acılarını, örmeye çalıştığın duvarları. “Senin beni anladığını biliyorum, bu yüzden gel kurtar beni” diyen o bakışlarında görüyorum içindeki sevgiye hasret ürkek kadını.

“Korkma bu sefer farklı olacak! Diğerleri gibi acıtmayacağım canını, çünkü benimde canım çok yandı. Canı yanmış olan, o acıyı bilen, o acıyı başkasına yaşatabilir mi?” diyorum sana yüreğimden.

Senin kadar bende korkuyorum! Ürkeğim sana yaklaşırken. Karşılıklı olarak birbirimizi ölçüyoruz bunun farkındayım. Ben sana gelmeye çalıştıkça sen geri duruyorsun, ben küsünce sen geliyorsun. Ne bana gelebiliyor, ne benden geri durabiliyorsun. Bende aynı şekilde ne sana gelebiliyor, nede senden geri durabiliyorum.

Kabuğunu kırmaya çalışan bir yavru kuş gibisin. Narin, hassas, ürkek, meraklı, güçsüz.

Sana yüreğimdeki limitsiz insan sevgisiyle geliyorum, hiç tanımadığı insanlar için kendini nasıl hırpaladığını gördüğün bir insanın senin için neler yapabileceğini hayal etmeni istiyorum.

Bendeki yerinin özel olduğunu sana söylerken çok içten bir şekilde söyledim bunu sana.

Bu yüzden diyorum ki biraz bana bırak kendini, izin ver sana hatırlatayım bazı şeyleri, içinde yitip gidenleri. İkimizin de acelesi yok, zamana yayalım bu süreci ama paylaşalım bu zamanı.

İkimizde unuttuk biz olmayı yaşadıklarımızdan sonra. Bırak birlikte hatırlayalım biz olmayı, ortak paylaşımlarda, ortak anılarda.

Ders

Bugünkü dersimiz;

Dünyadaki varoluşuna bir anlam yükleyemeyen,
sevmeyi bile bilmeyen insanların senin yüreğindeki karşılıksız insan sevgisini anlamasını bekleme!

Çünkü onlar hiçbir zaman sevmenin ne olduğunu bilmemişler,
sadece koşulsuz sevmeyi bilenlerin sevgisinden bencilce beslenmişlerdir!

Dünyadaki varoluşları maddecilikten öteye geçemez,
asla mutlu olamazlar.

Koşulsuz sevmeyi bilenlerin eriştiği ruh doygunluğu
ve mutluluk hazzını hiç bilemedikleri için kıskançlık
içerisinde bakarlar bu kişilere.

Halbuki bilemezler hayatta mutluluk kadar mutluluğu
kıymetli hale getiren acılar, hayal kırıklıkları,
başarısızlıklar da olmalıdır!

Sevmekten korkan insan aşkı yaşayamaz,
Başarısızlıktan korkan insan başarılı olamaz!
Başarısızlıkta ondan ders aldığın sürece bir başarıdır…

Tepki

Adına ilişki denilen yozlaştırılmış aşklaraydı tepkim.

İçimdeki tertemiz aşk kavramını ve duygularımı kirletmeye, ilişki adı verilen özü alınmış aşklarıyla, beni de aralarına katmaya çalışan insan müsfettelerine karşıydı, mücadelem.

Arkadaşlık , dostluk kisfesi altında saf duygu ve düşüncelerimi balçıkla kaplayıp, beni ve benliğimi yok etmeye çalışanlarlaydı, kavgam.

Ben onlardan uzaklaşmaya çalıştıkça, bir parazit gibi hayatımın her noktasına girmiş olmalarındandı, kaçışım.

Ben kendi içimdeki kalabalığımla dopdoluyken, onların çevrelerindeki kalabalıklarıyla yapayalnız olmalarınaydı, acımam.

Saf gördüğüm kalplerin bile kirli çıkmasındandı, üzüntüm.

İlişkilerinin ve dostluklarının çıkarlar uğruna kurulmuş olmasındandı, tiksintim.

Benliğimi onlardan şuana kadar koruyabilmiş olmamdı, en büyük avuntum ve mutluluğum.

Kendime olan sevgim ve saygımdı, bütün bu iğrençliklere karşı beni hayata bağlayan.