Aşk Hırsızı

Adım adım sokulurdu yanı başına. Dost kimliğiyle senin iç dünyanı onunla paylaşmanı bekler ve hayalindeki aşkı öğrenirdi.

Bildiği halde senin ondan hoşlandığını, kendinden emin, fakat yavaş adımlarını hızlı bir şekilde atlayarak sokulurdu sevdiklerine, aşklarına. Senin yıllardır kendin için oluşturduğun güveni ve sevgiyi basamak olarak kullanarak alıp giderdi sevdiğini elinden. Sense kalıverirdin tek başına ayazda. İçten içe bir kızgınlık ve kırgınlık ile tekrar kapanırdın iç dünyana. Avunurdun aşkına dost olabildiğin, dost kalabildiğin için. Bu sayede aşkınla bir olabilir ve aşkından uzak kalmazdın. Aşkının yanı başında her zaman dost olarak kalabilmek bile bir mutluluk olurdu senin için. Ayrıca bilirdin ki; onun için aşk diye bir şey yoktu. Sadece içten gelen bir davranışla, gerçek aşka ve sevgiye olan inançsızlığıyla sahiplenirdi senin aşklarını, sevgilerini. Çünkü bilirdi senin aşkların gerçekti. O ise inanmadığı bu gerçeği senin elinden alarak güç toplardı kendinde. Kendince bir intikam alırdı aşktan ve sevgiden, Kendisini bu dünyada yapayalnız bırakan hayattan. Aradan uzun bir süre geçmeden tüketirdi senden çaldığı aşkları. Sense iç dünyanda bir köz misali sonsuza kadar yaşatırdın aşklarını platonikçe.

Ona çaldırdığın aşklarının yanında sadece dost olabilir ve dost kalabilirdin. Dostluktan daha ötesini istesen bile, bu sefer de duyguların mantığınla çelişir. İlk adımı onun atmış olmasından dolayı, aşkı çalınan olmana rağmen, aşkı çalan olmaktan korkardın.

Ara Beni, Seni Bekliyorum.

Ara beni, seni bekliyorum, telefonun çalmasını ve senin sesini duymayı bekliyorum. İçimdeki huzursuzluğa derman olmanı bekliyorum. Konuşma benimle sadece “Alo!” de o da yeter benim için. Sesindeki sıcaklığı duyayım. Senin telefonun öbür ucunda olduğunu bileyim. Yalnız olmadığımı hissedeyim. Düşündüğümü ve düşünüldüğümü bileyim. Sadece bunlarla avunayım, sensizliğimi unutayım.

Biliyorum hiçbir zaman bundan ötesi olmayacak aramızda, sana verebileceğim ancak bu kadar. Ne sen ne ben cesaret edebileceğiz daha ilerisine. Dost olacağız, dost kalacağız bir ömür boyu. Çünkü sen de, ben de yeminliyiz bir daha asla diye…

İkimizin de ağzı dili yandı, aşklarımız tüketildi. Sevildiğimizi düşündük, fakat sevilmedik. Kullanıldığımızı hissettik, ama olamaz dedik. Çünkü biz sevdik. Bizim için önemli olan bizim sevgimizdi ve seviyor olmamızdı, bilemezdik sevilmedikten sonra sevmenin aşklarımızı tükettiğini, sadece bizi yıprattığını. Oysa tek istediğimiz sevildiğimizi hissetmekti. Sahiplenilmekti. Biz aşk oyununu kuralına göre oynamıştık, sevmiştik sevildiğimizi düşünerek.

Aslında pek de önemli değildi sevilmek ya da sevilmemek, bizi üzen sevildiğimiz yanılsamasına düşürülmemizdi. Çünkü biz karşılıksız sevmiştik, yalansız sevmiştik. Biliyorduk, sevilmek için önce sevmenin gerektiğini ve bu yüzden beklentisiz seviyorduk.