Nereye gidersem gideyim,
Bu yürek benimleyken,
Hasretinde benimle.
Şehirler farklı,
Yürekler aynı.
Nereye gidersem gideyim,
Bu yürek benimleyken,
Hasretinde benimle.
Şehirler farklı,
Yürekler aynı.
Yalnızlığımın içerisindeki kalabalıklarda kaybolduğum günlerden birisinde karşılaştım seninle. Issız, ürkek bir yüreğim vardı. Geçmiş acı ve ihanetler yüzünden kendimi dış dünyaya kapatmış, hiç kimseyi hayatıma sokmuyordum. İşte o günlerin en koyu olduğu zamanlarda sen çıktın karşıma.
Minik, korkmuş ve tatlı bir gülümseme barındırıyordu yüzün. Gözlerin mücevher gibi parıldıyordu. Gözlerinle gözlerimin ilk kesiştiği andan itibaren bakışlarımı üzerinden alamamış adeta gözlerim gözlerine kilitlenmiş, büyülenmiş gibiydim. Sıcacık bir “merhaba” sözcüğü dökülmüştü dudaklarından. Sesindeki yumuşaklık ve insanı büyüleyen ses tonu zaten sana odaklanmış olan beni, seni pür dikkat dinlemeye sevk etmişti.
Bende yaratmış olduğun ilk etkinin üzerine kendime gelmeye çalışırken durmuş olan beynim ağzından çıkan kelimeleri anlamlandırmaya çalışıyordu. O an sanki zaman benim için durmuş ve benim dışımda hızlıca akmaya başlamıştı. Dudak hareketlerini görüyor fakat ne söylediğini duymuyordum.
O anda aklımdan geçenler senin hayatımın kadını olduğun, tesadüfen burada karşıma çıktığın ve seni asla kaybetmemem gerektiğiydi.
Üzerinde tatlı bir pembe kazak ve buz mavisi kot pantolon vardı. Sade bir makyaj bembeyaz tenine ipeksi bir görüntü veriyor, beyaz spor ayakkabılar minik ayaklarında kıyafetinle büyük bir uyum gösteriyordu.
Karşında kendimi topladıktan sonra söylediklerini anlamaya başladım. Bana bir adres soruyordun. Sana sorduğun adresi tarif ederken bir yandan da seninle nasıl daha uzun konuşabileceğimi, seninle nasıl tanışabileceğimi düşünüyordum.
Birkaç sokak ötedeki bir mağazayı arıyordun. Sana emin bir şekilde adresi tarif ettim ve yanımdan gittin. O an hayatımın aşkının ilk görüşte aşık olduğum kadının gözümün önünde kaybolup gitmesini izlemek zorunda kaldım.
Kısa bir süre sonra telefonumun çalması arkasından bakakaldığım dünya güzelinin büyüsünden çıkmama neden oldu. İşyerinden aranıyordum. Bir misafirimin geldiği ve beni beklediğini bildiriyorlardı. İşyerine dönüp gittiğimde neye uğradığımı şaşırmıştım. İlk görüşte aşık olduğum kadın beni bekliyordu.
Beni o kadar etkilemişti ki bana beni sorduğunda kendimi bile kaybetmiş, beni aradığını bile anlamamıştım. İşte sevgili bana kendimi bile unutturacak kadar aklımı başımdan almıştı senin aşkın.
Sana kadar inanmazdım ilk görüşte aşka ve aşka, seninle başladım aşka inanmaya.
Yeni bir güne daha başlıyorum seni düşünerek. Gözlerinin güzelliği ve o sen kokan kokun burnumun içinden girip sızlatıyor yüreğimi. Saatlerce senin karşında oturup seni izlediğim anlar geliyor aklıma. Beynime kazıdığım görüntün aklımdan çıkmıyor.
Her yeni günde seni daha çok seviyor ve daha çok özlüyorum. İnsan ulaşılamayanı daha çok sever ve arzularmış ya benimki de o hesap. Senden ayrı kaldıkça sana daha fazla bağlanıyorum. Saniyeler içinde sana erişebilecekken bunu yapamıyor olmak, beni sana karşı savunmasız kılıyor. Oradasın ama değilsin, varsın ama yoksun. Garip bir paradoksun içerisindeyiz.
Sana karşı olan coşkulu aşkım her geçen gün kabaran bir nehir gibi çağlıyor yüreğimde. Yüreğime sığmıyor bu aşk artık. Yüreğimdekiler şiirler ve yazılar olarak dışarı taşıyor. Seninle ilk tanıştığım günden bu yana derinliği artan bir aşktı bu yaşadığım. Artık aşkımı hiçbirşey durduramıyor. Kendimi frenlemeye çalışsam bile, seni sevmekten, seni düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.
Mutluyum senin yüreğimdeki varlığından, yüreğimin kıpır kıpır olmasından. Her yeni gün, daha bir anlamlı senin varlığınla. Müzikler daha bir duygulu, renkler daha bir canlı. Hayat var senin sevginin yüreğimdeki varoluşunda.
Canım acısa bile cismen yokluğunda, yüreğimdeki varlığın bile yetiyor seni seviyor olmama.
Seni sensiz bile sevebilmeyi öğrettin bana!
Verdikçe çoğalmamız gerekirken,
Verenler azalıyor bu kötülük dolu dünyada,
Hiç acımadan kıyıyorlar verenlere.
Can verenlerin canını alıyorlar,
Emek verenlerin emeğini çalıyorlar,
Sevgisini verenlerin sevgisini sömürüyorlar.
“Acaba o da beni özlüyor mu?”
diye düşünürken buluyorum bazen kendimi.
Yanıtından hiçbir zaman emin olamayacağım bir soru bu.
“Seni seviyorum” derken benden vazgeçen biri,
Beni özlediğinde ne yapar ki?
Bunun gibi sorular kurcalıyor beynimi!