Geçmişe olan kırgınlıklarımız ve kızgınlıklarımız yüzünden öyle ince bir çizgideydi ki aramızda yaşananlar, Sırat Köprüsü’nde yürümek gibiydi birbirimizi sevmek, birbirimizden vazgeçememek!
İki inatçı keçi misali köprünün ortasındayız, ne sen geçebiliyorsun, ne de ben! Tam ben düşerken elimden tutuyorsun, dengemi sağlamamdan sonra yeniden bırakıyorsun! Aynı şekilde bende senin düşmene izin vermiyorum.
Halbuki ya senin, ya da benim tarafa geçsek ikimizde mutlu mesut yaşayacağız. Veya kendi yolumuza gidebilsek hayatımıza devam edebileceğiz! Fakat ne mümkün…
Ben senin yoluna, senin yanında gitmek için kendi yolumdan dönmeye, kendimden vazgeçmeye razıyım!
Kendimden vazgeçtiğim için ruhumda oluşan eksiklik hissini senin varlığınla tamamlamaya, eksik değil senin varlığınla tam olmaya kararlıyım artık!
Ahmet Gümüştekin