Her an seni özlerken özlemiyormuş gibi davranmaktı beni yoran. Yüreğimdeki varlığına rağmen yokmuşsun, seni sevmiyormuşum gibi göstermeye çalışmaktı sana karşı söylediğim en büyük yalan!
Halbuki seni aldığım her nefeste, günün her saatinde düşünüyor ve özlüyorken, sensizliğimi fotoğraflarına bakarak, sessizliğini eski mesajlarını okuyarak geçiriyordum.
Her gün defalarca elim sana mesaj atmak için telefonuma gitse de o ilk mesajı atamıyor, ilk mesajı bir an önce atman için dualar ediyordum.
Ey sevgili bilir misin, seni deliler gibi severken ve aklımdan çıkaramazken yaşamak ne kadar zor!
Hayatın sana getirdiği zorluklara ve sıkıntılara derman olabilmek için birşeyler yapmak isterken yapamamak, hiç tanımadığım, belki de ömrüm boyunca hiç görmeyeceğim insanların hayatında ufak dokunuşlarla mucizelere ve büyük mutluluklara sebebiyet verebilirken, bunu sana yapamamanın vicdani huzursuzluğu ve mutsuzluğunun ruhumda açtığı yaraları bir bilsen.
Çevremdeki kalabalık keşke yüreğimde bırakmış olduğun yalnızlık hissini yok edebilse, fakat ne mümkün!
İçimdeki yalnızlıkta kayboluyorum beynim azıcık boş kaldığında. Bu yüzden sürekli olarak düşünce fırtınalarına maruz bırakıyorum beynimi, o düşünceden bu düşünceye atlayıp sensiz geçen zamanları hazmetmeye çalışıyorum.
Seni özledikçe yüreğim ve beynim arasında kayboluyorum sevgili.
Hadi gel ve yönümü bulmamda yardımcı ol, kutup yıldızım olmaya, hayatımın pusulası olmaya gel bana…
Ahmet Gümüştekin