Ortak Hayal

Öğlen saatlerine kadar uyumayı düşünerek yattığım, ama her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde uyandığım pırıl pırıl güneşli bir pazar sabahıydı. Sabah yürüyüşü ve kahvaltı için çıktığım sahilde, ayakkabılarımı çıkartıp kumsalda kıyıya vuran dalgaların içinden güneşi karşıma alarak yürüyordum. Bir yandan da kulağımda yumuşak bir müziğin ezgisi kulaklığımdan yankılanıyordu.

Bu huzur verici ortamda sakin sakin yürüyüşümü yaparken bir anda ayaklarımın arasında bir Golden Retriever cinsi sempatik ve cana yakın bir köpek belirmişti. Oyun arayan bu güzel varlık bir anda odağımı üzerine kaydırmıştı. Hemen eğilip kendisini sevmeye, okşamaya başlayınca şımarık bir bebek misali hareketlenmiş ve çevremde dolanmaya başlamıştı.

İşte o çevremde dolandığı anlardan birisinde bir çift ayak görünce başımı yukarı kaldırmış ve arkandan gelen güneşin etkisiyle bir gölge olarak seni görmüştüm. Yüzün güneşten dolayı seçilmiyor, fakat düzgün fiziğin güneşinde etkisiyle büyüleyici bir görüntü oluşturuyordu. 1,70 cm boylarında fit bir yapıya sahiptin. Uzun düz saçların omuzlarından aşağıya dökülüyordu. Sana baktığımda bana gülümsediğini görünce eğildiğim yerden doğruldum. Ve o anda farkettim ki seni gören ufaklıkta hemen yanına gelip durdu. Elindeki tasmadan sahibinin sen olduğunu anlamıştım.

Seninle ilk karşılaştığımız bu an hiçbir zaman aklımdan çıkmıyor. Seninle ayaküstü biraz sohbet etmiş ve tanışmıştık. Sonraki günlerde sahilde karşılaştığımızda zaman zaman birlikte yürüyerek önce yakın bir dostluk kurmuş ve sonrasında da bu dostluğumuzu tutkulu bir aşka dönüştürmüştük.

Artık neredeyse her günümüz birlikte geçiyor, hayatımızın her anını birbirimizle paylaşıyorduk. Hayatımızla ilgili herşeyi birbirimizle paylaşıyor olmamıza rağmen, hep gizemli kalan ve bana anlatamadığın birşeyler olduğunu hissediyordum. Kendini hazır hissettiğinde bir gün anlatacağını düşünerek sana sesimi çıkartmıyor bu durumun farkında değilmişim gibi hareket ediyordum.

Ve sonunda aradan geçen aylardan sonra bir gün, içindeki bu büyük sırrı benimle paylaşacak cesareti topladın ve bana mevcut bir hastalığın yüzünden hiçbir zaman bebeğin olamayacağını söyledin. Bunu bana anlatırken de gözlerinden sicim gibi gözyaşların akmaktaydı. Bu durumdan dolayı kendini suçluyordun. Gözlerinde bu acı ve kendine olan nefretini görebiliyordum!

O an şaşkınlığımı atar atmaz düşündüğüm ve beni rahatlatan tek şey bir bebeğimizin olmaması değil, senin en azından ölümcül olmayan bir hastalığın olduğuydu. Ve hastalığın seni her geçen gün gözümün önünde eritip, tükettiğini görmeyecek olmam benim daha da iyi hissetmeme neden oldu. Çünkü canımdan çok sevdiğim kadının acı çekmesini izlemek ve bu durumda çaresiz kalmak beni her gün diri diri mezara gömülüyormuşum gibi acı içinde bırakacaktı.

İşte böyle sevgili sana olan sevgim ve aşkım bana senin canından kanından bir evlat veremeyecek olman karşısında tükenecek mi sandın!

Madem bizim çocuğumuz olmayacak, biz de seninle birçok çocuğumuz olmasını sağlayacak ortak bir hayal için çalışalım ne dersin?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.